yakınlığımla yakın olurum yâr'e...
7/1/2008
ey can,
dokunsan ağlarım artık; sözlerin yüreğimi kırdı sanmayasın…ben seni üzmekten korkarım. ellerimden kaçıp giden bir balık misali, yüreğimin kıyısından kayıp gidersin diyedir yüreğimin korku frekansında atması…
ey can,
bilir misin gözlerimin derinliğindedir anlatmak istediğim; gizlediklerimdedir ayaklarıma kuvvet veren giz. gizlediklerimdir anlamlı kılan yüreğimi, yürüyüşümü…bilir misin gözlerimde yüreğim kadar alemi hapsederim ben, yüreğim kadar …
ey can,
dokunsan ağlarım artık, sevincim yüreğimde saklı…lisanıma şükür yakışır benim. hüznü sevişimdendir gözlerimdeki masûmiyet…hüznü, duama burak bilişimdendir ona yakınlığım…
ey can,
bilesin ben rabbime dua etmekle hiç bedbaht olmadım!
ağlarsam sevinçtendir…
ağlarsam şükrü eda edişimdir bu…
ağladığım vakit duaya şahit olursa an, şikayetim olmaz yar’e, yüreğim şikayet etmez senden..
ey can,
bilesin,
ben mahsûn olmakla mahrûm olmam;
sana yakınlığımla yakın olurum yar’e…
/inşallah/
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İNANIYOR MUSUN?
3/1/2008
Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal traşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar.Değişik konular üzerinde konuştular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı...
Berber: " Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah'ın varlığına inanmıyorum."
Adam: " Peki neden böyle diyorsun?"
Berber: " Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terkedilmiş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimseye acı çektirmez, birbirini üzmezdi.Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum..."
Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi. Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı. Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü.Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki traş olmayalı uzun süre geçmişti. Adam berberin dükkanına geri döndü.
Adam: " Biliyor musun ne var, bence berber diye birşey yok"
Berber: " Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim."
Adam: " Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı."
Berber: " Hımmm... Berber diye birşey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?"
Adam: " Kesinlikle doğru! Püf noktası da bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. İşte dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!"
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İNŞALLAH DESE YAKARAN,İNŞA EDER YARADAN...
9/12/2007
Can çekişiyorum zamanın kıskacında,sancılarım bana unutturuyor kendimi
Kayboluyorum ağrılarım içinde,etime bıçak gibi saplanıyor sızılarım.
Ne gelecek hayallerim aklımda ne bitmez telaşlarım…
Bazen sadece bir baş ağrısı yenik düştüğüm,bazen bir kaç derece fazlalık;ateş…
Bu kadar yeter çok önemli planlarımı (!) alt üst etmeye
Sonrasını geç !
Kıvranırken,ellerimi sıkıca bağlamışım kendime.
Elim uzanmıyor sevdiklerimin ellerine,onların ellerinde tutunamıyor.
Kendime anlatıyorum dertlerimi.Yalnız kendim anlıyorum kendimi.
Ruhumda el çekmiş bel bağladıklarından.
Şimdiden devriliyor gibi “sarsılmaz” fikirleri
Boşuna yük etmişim aklıma bu zifirleri
Yeni yeni anlıyorum neden bu denli inlediğimi:
Baş ucunda beklerken hastalığın,farkettim de bir kaç şeyi:
Sahi! Nerdeler hayallerim ? Nereye kaçtılar sicim gibi ?
Hele o ! O rutin işlerim. Hani olmazsa olmazlarımdandı.
İtiraf etsin hadi , gitti , gitti işte hepsi !
Umutlarım bile mi ? Ah evet ! Onlar yiteli çok olmuştu zaten.
Ve nihayet yalnızım işte !
Şimdi ne altında ezildiğim o bitmez telaşlarım
Ne kendisi gelmeden yorulduğum “gelecek hayallerim” yanımda.
Sadece ben varım hayatta.
Pek de yalnızlık değil aslında,”yalınlaşmak” denir buna.
Ve kendime geliyorum yakınlaştıkça aslıma.
Benimle olduğunu zannettiklerim…
Benden izin almadılar ki hayatıma girerken,izin alarak çıksınlar…
İzin alarak sahiplenmedim ki izin vererek bırakayım.
Kıtlıktan çıkmış ırgat gibi saldırırken tarlaya
Düşünmeliydim,bunların bir sahibi olacaktı aslında.
Gelip el koyacaktı tarlasına.Ki ben kim olduğumu hatırlayayım.
Ve böylece tarladan çıkıp kalakalınca ortada
Aslıma dönüp kendime geldim haddimi bildim.
Her olayın merkezi sandığım ,başrol oynadığıma kandığımdan beri
İşsiz güçsüz bir ırgattan pek de farklı değilmişim meğer.
Gözümde büyütüp kendimi işe yarar bildiğim ben
O ahmak adamın yaptığını yapmışım yıllarca.
Hani gemiye binmiş yüküyle de yol boyunca sırtından indirmemiş..
Benim yaptıklarım da o kadar ahmakçaymış aslında.
Dert edindiklerim,yük bildiklerim bırakıversem kendi hallerine gideceklermiş.
Sahiplenmeseymiş onları,sadece “emanet bırakıldıklarını” hatırlasaymışım.
Bu kadar yükün altında ezilmeyecekmişim.
Aciz olan benim,
Bir kollayanım olacaktı elbet kendimi dev sanmasaydım.
Emanet ağır yük! Değil ki sahiplik…
Bu yüzden ezildim işte,bir düzine cahillik
Kaldıracağım kadar verildi bana.
Daha fazlasına karışarak kendime eziyet eden benim.
Bunca şeyi anlayınca,”inşaallah”,
Çoktan dilimin en zarif duası oldu bile.
Yeniden kabul edilmenin beklentisiyle “inşallah” derken içten içe
Ne sunulan tarlalara baktım ne de başka bir şeye.
Zaten iyisinden bir tevekkül borçluyum rabbime
“inşaallah” dedikten sonra başlayan işe
Ruhum uyanıverdi,hani o yıllardır durmadan kıvranan
Sen de yeter ki onu an ,çünkü
İnşallah derse yakaran inşa eder Yaradan.
ANONİM
Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SIĞINMACILAR
9/12/2007
Bütün olurların olmaz, bütün çarelerin çaresiz kaldığı noktada sığınılacak tek kapının Sen'in kapın olduğunu daha iyi anlıyor insan…
Medet istenilen her dost, yüz geri kaçtığında, çalınan her kapı, muhkem bir kale ve en yakınlar, sükûttan bir duvar olduğunda, bu duvar karşısında ayakları yere değiyor insanın…
Bunca zamandır sığınak sandıklarının aslında bir poyrazlık hükmü olduğunu görünce içine dönüyor insan, hesabına bakıyor. Yanılgılar yumağına. Hangi vadilerde beyhude teselli aradığını gördüğünde kendi kendisine ‘yazıklar olsun sana’ sitemiyle hayıflanıyor…
Cesur bir hayat yaşamanın bir sığınmacı olmaktan geçtiğini görüyor insan en özgür anında. Bir sığınmacı olarak Bir’e sığınmadan yaşıyorsa insan, hayatı korkarak yaşıyor demektir, yine insan, Bir’den başka sığınak arıyor ve her tufandan sonra yeni sığınaklar peşinde koşuyorsa o insan, sığınakperest bir acuzedir…
Kim iddia edebilir bütün insanların bir sığınmacı olmadığını, Hem kimden nereye ne kadar kaçacağınızı sanıyorsunuz.
Hayır! Hayır kime sığınırsanız sığının, yazgıdan kaçamazsınız. Tam kurtulduğunuzu sandığınız anda Kahhar bir el yapışacak yakanıza. Sığınaklarınızın hükmünü, daha doğrusu ne kadar hükümsüz olduğunu göreceksiniz o gün. Ey insan çağır güvendiklerini, çağır sığındıklarını, hadi toplansınlar ve güçleri yetiyorsa seni azaptan kurtarsınlar…
Seni zelil kılan, sana zulmeden, seni hakir gören bir koruyucunun gözünde ne ifade edersin ey insan. Hem dünyada kim, kimin ne zaman, sığınılan ya da sığınmacı olacağını hükme bağlayabilir?
Bugün sığınılanın yarın sığınmacı olmayacağını kim iddia edebilir? Sana değer verene, seni ve sığındığın her şeyi kuşatana ne zaman yöneleceksin?
Hayat sığınaksız yaşanmaz dostlar fakat kimdir sığınılacak olan? Bu çetin bir sualdir, arayış ister, bu soruya cevap ararken hırpalanır insan. Lakin bu suali doğru cevaplayanlar için mutluluk vardır...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Allah, hayatımın her yerinde
5/12/2007
Hayatımın içine daha cok Allah’ı sokmaya basladığımdan beri farkediyorum ki ne zaman cok güzel muzik yapan birini dinlesem, harika bir yapıyı yapmış bir mimar görsem, çok etkileyici konusan birini dinlesem, çok iyi yazan bir yazarı okusam ya da cok güzel resimler yapmış bir insanı görsem; içinde Allah’a olan sevginin benim içimde oldugundan cok daha fazla oldugunu dusunup imreniyorum. Bu kadar güzel şeyler yapabilen bir insan ancak Allah’a ve onun yarattıklarına hayran kalıp, hissettiklerini yansıtabilirmis gibi geliyor. Bazen onların Allah’ın icinde olmadıgı bir hayatı yasadıklarını görünce şaşkınlıktan kendimi alamıyorum.
Sonrada cok uzaga gitmeden kendi içime bakıyorum. İnançlı bir insan olarak kendi içime. Cok bildik bir ornek Sezen Aksu’nun sarkılarını dınlerken her seferınde ona daha cok hayran oluyoruz, ama Allah’ın yarattıgı seylere her zaman aynı inanılmaz hislerle bakabiliyormuyuz, gökyüzüne baktığımızda, aynı anda yüzlerce rengi gordugumuzde, denize baktıgımızda, denızın ustundeyken hıc sasırıyormuyuz suyun dıbıne batmadan nasıl bır kutlenın ustunde gıdebıldıgımıze, her araca bındıgımizde bunun Allah’ın nimetı oldugunu hatırlıyormuyuz, bahar gelırken kı degısıme hayran kalabılıyormuyuz, durgun hallerınıde gordugumuz gokyuzunde cok hızla gıden bır ruzgara baktıgımızda, yada bosluktan gelıyor gıbı akan yagmura baktıgımızda sasırıp her seferınde Allah a hayran kalıyormuyuz. Her seferinde sasırıp şükredebilmek için, her seferinde aynı şekilde yabancılaşıp, tekrar tekrar
< görebilmek> için kendimizi tetikte tutmalıymışız gibi geliyor.
Basımıza gelen ıyılıktede Allah cok sukur deyıp ıcımızde Allah a karsı cok buyuk bır sevgı duyuyormuyuz ya da basımıza bır kötülük geldıgınde bu Allah’tandır o dogrusunu bılır deyıp yıne buyuk bır sevgıyle Allah a sarılabılıyormuyuz. Kuranı bas ucu kıtabı yapıp, onu aynı zamanda hayatı kullanma kılavuzu olarak kullanabılıyormuyuz. Birine küsüp sinirlendıgımızde onun hakkında kötü düşündüğümüzde aklımıza Allah gelip şimdi Allah katında dogrumu bu yaptıgım diye dusunebılıyormuyuz. Öyle görünüyor ki Allah`ın varlığını her an yanıbasımızda hissetmek ancak cok buyuk bir sevgi ve ozenle mümkün olabilir, olabiliyor.
ANONİM
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

